BAĞARASI FM
  Av Köpeği Eğitimi
 
Tavşan Köpeklerinin Eğitimi



Merhabalar,

Oldum olası köpekle avlanmayı tercih etmiş biri olarak sadece kuş köpeklerini değil, tavşan köpeklerini de çok severim. Geçtiğimiz yıllara kadar bir tavşan köpeği edinme şansım olmadı ne yazık ki. 3 yıl önce köyde yaşayan ve işi gücü sadece ava açık günlerde ava gitmek olan bir arkadaşım ki kendisini çok severim -köyde yaşadığı halde yasal günler dışında ava gitmez, eminim bu arkadaşım gibi köyde yaşayıp da kurallara tam anlamıyla uyan kişi sayısı çok azdır- bir gün beni aradı ve “Hocam, bize bir kopoy bulsan da avlansak, sen al ben bakarım” deyince, ben de “valla Selim, körün istediği bir göz, Allah vermiş iki göz, ben de sana ne zamandan beri söylemek istiyordum ama çekiniyordum” dedim ve hemen aramalara başladım.



Birkaç arkadaşımı aradım, bir köyde bir tane dişi, köpeğin de avının güzel olduğunu söylediler. Hafta sonu gittim, çok zayıf, barak ile kopoy kırması bir köpek, almaya karar verdim ve aldık geldik. Avın son haftasının Cumartesi günü, ava götürdük, birkaç ses verdi avı bırakıp köye döndü, bizim için hayal kırıklığı ama ne yapalım aldık bir kere. Ertesi gün, avın son günü Selim onu tekrar ava çıkartıyor, bu sefer kovuyor tavşanı ve vurduruyor. Tamam diyoruz, demek ki iş yapacak. O yaz kızana gelince de iyi bildiğimiz bir köpeğe götürüp çekiyoruz ve doğan yavrulardan da bir tane dişi ayırıyoruz kendimize. Yavru biraz palazlanınca, artık bunun eğitim zamanı geldi diye düşünüyorum ama arkadaşım “hocam, gerek yok, anasıyla gide gide öğrenir” diyor, ben de hem kopoydan anlamadığımdan hem de zamanım olmadığından köpeğin kendi kendine avı öğrenmesini bekliyorum. Sezon açılıyor, Cumartesi günleri keklik avına gittiğimden Pazar günleri tavşan avına gidiyoruz. Bazı günler çok iyi, bazı günler ise çok kötü av yapıyorlar. Havanın kurak olduğu günler av beklemek olanaksız, sadece yerler yaş ve kar var ise iyi verim alıyoruz. Ben hep eğitim eksikliğine, köpeklerin burnunu kullanmasını bilmediğine veriyorum bu sonuçları. Keşke arkadaşı dinlemeseydim de yavruyu küçükten eğitseydim diye düşünüp duruyorum. Neyse, günler böylece geçip giderken geçtiğimiz kış biz kopoyları birer hafta arayla dağda kaybettik. Tahminimiz kurtların ya da çoban köpeklerinin eline geçtiği şeklinde.



Üzüldük ama elimizden gelen de yok, yenisini bulmaya karar verdik. Yine arkadaşlar aracılığı ile 6 aylık dişi bir kopoy bulduk, ama ben bu sefer temkinliyim, kim ne derse desin köpeği bir şekilde eğiteceğim. Bir süre bizlere ve eve alışma süreci geçirdikten sonra arkadaşıma mümkün olan her sabah araziye götürmesini, burnunu farklı kokulara karşı duyarlı hale getirmesini söylüyorum. Kokunun ne olduğu pek önemli değil, önemli olan köpeğin burnunun ve beyninin değişik kokulara karşı aktif hale gelmesi. Bu arada bir de siyah ev tavşanı edindim bir yerlerden, kapalı büyük bir bahçe var, tavşanı ara sıra oraya salıyoruz, yarım saat sonra da tavşanı tutup, köpeği salıyoruz aynı yere. Köpek ses vererek arıyor, bulamayınca bir oraya bir buraya koşuyor, ava karşı ilgili olduğu belli, hoşumuza gidiyor. Yine bir gün sabah erken köye giderken yolda arabaların çarptığı bir yaban tavşanını gördüm ve hemen durup arabaya aldım. Ayağına bir ip bağlayıp yaklaşık 200 metre sürükledim ve köpeği saldık. Köpek kokuyu aldı ama hiç ses vermeden devam edip tavşanı buldu. Bu işi birkaç kez tekrarladık, daha seri bulmaya başladı. Daha sonra yesin diye tavşanı önüne bıraktık ama bütün gün bahçede onunla oynadı ve bir türlü yemedi. Arkadaşıma göre yememesi iyi, avda yaralı filan olunca yemez diyor, göreceğiz.



Bu tür eğitimlerden sonra ise ben daha önceden getirdiğim tavşanı kullanmaya karar verdim. Tavşanı alıp araziye saldım, uzunca bir süre bekledikten sonra kopoyu da aynı araziye bıraktım. Kokuya girdi, aradı ve bir çalının içinde buldu. Bir feryat bir figan, önde tavşan arkada kopoy yaklaşık 10 dakikalık bir kovalamaca yaşandı, en sonunda da kopoy tavşanı yakaladı. Ağzından aldık, eve getirdik ama o gece tavşan öldü. Üzüldüm ama ne yaparsınız ki bence bu eğitim bir köpek için gerekli, ne dersiniz?

Bu çalışmadan sonra bizim kopoy iyice işi kavramaya başladı, artık ne aradığını biliyor, araziye çıkarınca bu sıcaklarda bile yaban tavşanlarını kaldırıyor ama en fazla 500 metre gidip bırakıyor. Ben bunu normal karşılıyorum çünkü daha hayvanın önünde av vurulmadığı gibi, havalar da bu ara çok sıcak, eminim av açıldığında önünde vurulacak birkaç avdan sonra iyice oturmaya başlayacaktır.



Bu arada Burdur'dan sevgili arkadaşım Ataman ÇELİK 2 tane daha kopoy yavrusu yolladı yaklaşık 2 ay önce. Onlar da gelince, ben de kendi kendime değil de biraz da araştırarak kopoy yavrularının nasıl eğitildiğini öğrenmeye çalıştım. Şimdi sizlerle bu öğrendiklerimi paylaşmak istiyorum ancak şunu da belirtmeliyim ki benim kendi kendime yaptığım eğitim ile bu yazılan hakkında bazı bağlantılar buldum. Yani, ben de farkında olmadan olması gerektiğine yakın bir eğitim vermiştim ki benim yerimde kim olsa aynısını yapardı zaten diye düşünüyorum.

Eğitime gelince, tavşan köpeklerinin eğitimi hakkında yazan kişi eğitime yavru 2 aylık olduğunda yavaş yavaş başlamanın gerekli olduğunu, ancak bu çağda yavruların ilgi sürelerinin kısa olduğunu bu nedenle de eğitimlerin çok kısa verilmesi gerektiğini belirtiyor. Bu çağda yapılacak eğitim ise bizim fermacı ırklara verdiğimiz eğitime benziyor; bir sopanın ucuna biraz ip ve ipin ucuna bağlanan bir bez parçası gibi bir şey. Yavrunun ilgisini çekiyor ve kovalamasını sağlıyorsunuz, yavru kovaladıkça siz bez parçasını kaçırıyorsunuz. Burada amaç yavruda kovalama güdüsünü canlandırmak, bana çok mantıklı geldi açıkçası. Yazara göre bu eğitime birkaç hafta devam etmeli ve yavruda kovalama güdüsünü güçlendirmeli.



Daha sonra ise artık tavşanla eğitime geçmenin zamanı geliyor. Burada tavşanın yabani ya da evcil tavşan olması hiç önemli değil, çünkü bir şey fark etmiyor. Tavşan bir kafese konulmalı, ancak kafese konulmadan önce küçük bir alanda gezmesine izin verilmeli ki koku bıraksın. Daha sonra aynı yere, yani tavşanın yürümeye ilk başladığı yere yavru bırakılmalı, yavru kokuyla nasıl olsa alan da küçük olduğu için tavşanı bulacaktır deniliyor. Bulduğu zaman yavru cesaret verici sözcükler ve severek teşvik edilmeli. Bu eğitim yine çok sık yapılmamalı ancak, yavru her seferinde izi doğru takip ediyor ve tavşana ulaşılırsa bu sefer mesafe arttırılarak devam edilmeli. Yavru büyüdükçe bu eğitim avluda değil, doğal ortama benzeyen yerlerde mesafe daha da arttırılarak devam edilmeli. Daha sonra ise evcil tavşan daha da büyük bir alana serbest bırakılmalı, aradan uzunca bir süre geçtikten sonra yavruyla beraber alana gidilmeli, yavru kokuyu alıp iz takibine başladığında sizde köpekler ile beraber yürümelisiniz. Burada amaç şu; köpek sizin bir ekip olduğunuzu, bu işin sizinle beraber gerçekleştirilecek bir aktivite olduğunu bilmeli.



Tüm bunlardan sonra, eğer bu aşamalarda da sorun yoksa tavşanın bulunacağı muhtemel meralarda kısa gezilerin oldukça yararlı olacağı söyleniyor. Özellikle sabahın erken saatleri ya da akşam geç vakit yapılacak gezilerde tavşanlar aktif ve geziyor olacağı için yavrunun bunların kokusunu alması ve kısa mesafe de olsa kovalamasının yavru için büyük bir deneyim olacağı vurgulanıyor. Artık tüm bunlardan sonra yapılması gerekenin ise yavrunun ya da yavruların deneyimli, yaşlı bir köpekle araziye çıkartılması. Yaşlı denilmesinde kasıt ise şu; yaşlı köpek koku peşinde çok hızlı olamayacağı için yavruların izlemesi daha kolay olacaktır ve de tavşanın peşinden gelen köpeği şaşırtmak için kullanacağı hilelere karşı yani, hoplama, etrafında dönme vb gibi deneyimli olduğu için yavrular da yavaş yavaş deneyim kazanacaklardır. Bu tür çalışmalar yaparak iyi bir tavşan köpeği elde edilebileceği söyleniyor ilgili kaynakta, denemekte yarar var diye düşünüyorum.

Sonuç olarak sevgili avcı arkadaşlar, tavşan köpeklerinin eğitimi ile ilgili olarak derleyebildiğim kaynaktan yararlanıp, kendi deneyimlerimi de katarak bir şeyler yapmaya çalıştım. Benim de bundan sonra yapacağım şu an 4 aylık olan yavruları büyük dişiyle bol bol araziye çıkarmak ve deneyim kazanmalarını sağlamak olacak. Hepimize yararlı olması umuduyla...



Av Köpeği Eğitimi
  
   av köpeği eğitiminde, yıllardır klasik yöntemlerle veya eş ve dosttan duyduğumuz bilgilerle köpeklerimizi, ava hazırlar, av esnasında yaşanan problemleri de, bu tekniklerle gidermeye çalışırız...
   Avlanmak; neticede bir zevk olayıdır. Bu nedenle de hobi ve spor olarak gördüğümüz bu olayda hiç birimiz problem yaşayarak strese girmek istemeyiz.
   Yıllarca bu klasik eğitim yöntemlerinden dolayı, bazı av köpeği ırkları için yakıştırmalar yaptık ve daha da ileri giderek bazı ırkların klasik eğitim hatalarını kendilerine fatura ederek bu ırkların kalıtımsal özellikleri dedik (Drahthaar kalıtımsal olarak sert av yapar gibi)...
   Köpek eğitiminin evrensel olduğunu hepimiz biliyoruz. Av köpeği eğitiminde, köpeğin yaptığı hataları, ağırlaştırılmış ceza yöntemleri ile gidermeye çalışırız, Av köpeğinin avı sıkması halinde; ölü bıldırcının içine bir kaç tane 6 lık çivi koyarak, köpeğimizi canını yakıp, sıkma problemini çözmeye çalışırız...
   Tüm pointer ırklarını veya setter ırklarını, tek karakter çatısı altında toplayarak, eğitim yöntemlerini tek düze vermek isteriz. Çok acıdır ki, bazı avcı dostlarımızın ağzından, köpeğinin avda yaptığı hatadan ve bu hatanın çözülemediği için köpeğini avda vurduğunu duyarız.
   Burada Av köpeği eğitiminin, doğru yönlendirmeler ve doğru, negatif ve pozitif takviyeler ile nasıl hedef sonuca ulaşabileceğimizi hep birlikte göreceğiz.
   Konumuz dışında olmasına rağmen, yavruluk döneminin ne kadar önemli olduğunu vurgulamak için size bir örnek vermek istiyorum.
   Rottweiler ırkının hepimiz tarafından sert bir karaktere sahip olduğu ve bulunduğu bölgeyi ve sahibini yüksek derecede koruduğu bilinmektedir. Pekiyi, çevremizde etrafı ile barışık, her gördüğüne kuyruk sallayıp, yakınlaşmak isteyen rottweiler yok mu?...
   tabii ki çok sayıda var, bunun en basit örneği de, bu yıl içerisinde, çiftlik merkezine koruma ve guard eğitimi için getirilen köpeklerin % 60 ının rottweiler olması, Hani bu köpekler çok serttiler, güdüsel olarak bölgelerini ve sahiplerini eğitime ihtiyaç duyulmadan koruyacaklardı ?...
   Demek ki, köpeğin bazı kalıtımsal özellikleri, territoryumlarından dolayı değişikliklere uğrayabiliyormuş, Bu da şunu gösteriyor ki, köpeklerin eğitiminde, klasik ve atadan kalma yöntemleri değiştirmemiz ve köpeğimizin eğitiminin yavruluk döneminde başlamamız gerekiyor...
   Aşağıda köpeğin dönemler halinde tabii tutulması gereken eğitim müfredatını detaylı olarak yazdım, Bazı eğitici arkadaşlarım ve bazı avcılar bu konuda bana katılmadılar. Kesinlikle görüşlerine saygı duyuyorum...
   Dilerseniz, eğitime köpeğimizin yavruluk dönemini inceleyerek başlayalım. Öncelikle, köpek neden öğrenir?.
   Bu konuyu biraz açalım. Köpeğin öğrenmesinin temel noktası motivasyondur, Köpek için her davranışın yapılmasında ve öğrenilmesinde mutlaka bir sebep vardır. Köpeği bu davranışa iten, yön veren, şiddetini ve devamlılığını sağlayan motivasyondur.
   Biraz öncede köpeğin avı çiğneme örneğinde belirttiğim gibi, bu hareketini ortadan kaldırmak için onu cezalandırmak yerine, bu motivasyonu tetikleyen motifi bularak, pozitif takviye ile sonuca ulaşmak en akıllıca yöntem olacaktır.
   Şimdi; yavru av köpeğinin sosyalizasyon dönemini ve bu dönemde oluşmakta olan kritik faz sürecinin, eğitimde ne kadar önemli olduğuna bakalım. Bu dönem (3-12 haftalık) köpeğin, diğer köpekleri ve insanları tanışmaya başladığı, özelliklede insanlara güveninin olumlu veya olumsuz yerleşmeye başladığı ve yavru köpeğin kişilik karakter yapılanmasının olgunlaşmaya başladığı bir süreçtir.
   Bu safhada, yavru köpeğe yaklaşım tarzımız, ses tonumuz, fiziki müdahalelerimizde son derece dikkatli olmamız gerekmektedir.
   Özellikle bu kritik faz sürecinde yavru köpek üzerinde istemeyerek yapılacak hatalar, köpekte fobi oluşmasına ve oluşan bu fobilerin kalıcı seyretmesine neden olacaktır. Yavru köpeğin sosyalizasyon döneminde, onunla iletişim kurarken, özellikle de oyun oynarken, oyun skorunun hep onun lehine olmasına dikkat edelim.
   Onun lehine sonuçlanacak oyunlar, köpeğin kişilik yapılanmasında hem kendine hem de sahibi olarak bize güvenmesini sağlayacaktır.
   Bir sonraki dönemi olan Juvenil dönemde de, sosyalizasyon döneminde dikkatli yoğurduğumuz köpeğin kişilik yapılanmasının, pozitif yansımasını göreceğiz.
   Juvenil dönem, yavru köpeğin 12. haftalıkken başlayan ve yavruluk döneminden gençlik dönemine geçiş yaptığı ve hayatında ilk eğitimlerle tanıştığı bir dönemdir. Buradaki eğitimden kastım klasik anlamdaki itaat ve ihtisas eğitimleri değildir. Av Köpeği (yavru köpeğin eğitim safhasının) tatbik edilmeye başlandığı dönemdir.
  
   Özellikle genç köpeğin bu dönem içerisinde oluşmaya başlayan ben merkezcilik duygusu ve oyuna düşkünlüğü eğitimde avantaj olarak kullanılmalı, yavru köpeğin oyun takozuna alıştırılması ve yavru köpeğin oyun takozunu getirmesi konuları, hatasız olarak geçilmelidir.
   Yetişkin Köpeğin eğitiminde, emesyonel davranış, ne kadar hatalı ise, juvenil dönemdeki köpeğin eğitiminde emesyonel davranış tam tersine o kadar faydalıdır. Genç köpeğin eğitim müfredatında belirtilen safhalar geçilirken, istenmeyen hareketlerin köpek tarafından yapılmasında kesinlikle ceza uygulanmamalı, bunun yerine negatif takviye uygulanmalıdır.
   Aynı şekilde istenilen hareketlerin köpek tarafından yapılmasında da, pozitif takviye uygulanmalıdır.
   Av köpeğinin eğitiminde, ferma ve aport kadar gerekli olan bir özellik de köpeğin silah sesine alışkanlığıdır. Silah sesine alıştırma eğitiminde başlangıç noktamız yine juvenil dönemde iken olmalıdır.Köpekler relatif olarak duyarlar, insanlara göre 5 kat daha fazla duyma yeteneğine sahip olan köpekler 45 kHz e kadar duyabilmektedirler.
   3 aylığını tamamlamış, koku alma ve görme duyusu gibi işitme duyusunun da olgunlaştığı bu dönemde köpek yüksek gürültüye alıştırılmalıdır. Burada önemle dikkat etmemiz gereken konu, silah sesi gibi yüksek gürültüye sahip seslere köpeğin bir anda alışmasını beklememek gerekir.
   Eğitimdeki hedef, köpeğin düşük seviyeden, yüksek seviyeye kadar kademeli olarak sese alıştırılmalıdır. Köpeğin yüksek sese alıştırılmasında, köpeğin anksiyete durumu dikkatli gözlenmeli, anormal (korkma, kaçma gibi) durumla karşılaşılması halinde, köpek geri beslenmeye alınarak problem yaşanan bölüm pozitif takviye ile güçlendirilerek tekrar geçilmelidir.
   Bu eğitiminin tatbikinde, köpeğe alıştırılacak olan yüksek sesin, uzak mesafeden yakın mesafeye doğru kademeli olarak ve düşük sesten, yüksek sese (tabanca sesinden, tüfek sesine) doğru artırımla verilmesi gerekmektedir.
   Eğitimin ödül programında, ilk 2 gün sabit aralıklı fiziki ve sözlü ödül programı, 2.günden sonraki eğitimlerde değişken aralıklı sözlü ve fiziki ödül programı uygulanmalı, 2. safhada fiziki ödülün yerine sözlü ödül ağırlıklı olarak uygulanmalıdır. Her zaman anlatmaya çalıştığım gibi, doğru zamanda, doğru eğitim mutlak başarıyı getirecektir.
   Av köpeklerinin temel ve ileri itaat eğitimleri, diğer ırklarda uygulanan itaat eğitim müfredatlarından farklıdır. Bu eğitimde özellikle dikkat edilmesi gereken konu, av eğitim müfredatı ile temel ve ileri itaat eğitim müfredatları aynı anda uygulanmalı, köpeğin görev ve adaptif zekası aynı zamanda çalıştırılmalı ve yönlendirilmelidir. Av köpeklerinin gençlik dönemlerinde, verilen eğitimlerde yapılan hatalardan dolayı, olgunluk ve aktif av dönemlerinde ferma ve aport problemleri yoğun olarak gözlenmektedir.